Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Sponsorlu Bağlantılar

Keloğlan Zenginler Ülkesinde , Keloğlan Zenginler Ülkesinde Hikayesi , Çocuk Hikayeleri , Çocuk Masalları , Çocuk Öyküleri KELOĞLAN ZENGİNLER ÜLKESİNDE Zaman zaman icinde , zaman
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 4      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Keloğlan Zenginler Ülkesinde, Keloğlan Zenginler Ülkesinde Hikayesi, Çocuk Hikayeleri

    Sponsorlu Bağlantılar




    Keloğlan Zenginler Ülkesinde, Keloğlan Zenginler Ülkesinde Hikayesi, Çocuk Hikayeleri, Çocuk Masalları, Çocuk Öyküleri

    KELOĞLAN ZENGİNLER ÜLKESİNDE

    Zaman zaman icinde, zaman saman icinde, saman duman icinde, yaman bir Keloglan yasarmis. Bu Keloglan cok caliskanmis. cok calisir, cok kazanirim umuduyla köyunden ayrilmis, sehre calismaya gitmis. Gunler, haftalar, aylar birbirini kovalamis, fakat Keloglan istedigini bir turlu elde edememis. sehirde is varmis var olmasina da buldugu isler surekli olmazmis. Bes gun calisir, uc gun bos gezer, bir hafta calisir, on gun bos gezer is ararmis. calistigi gunler biraz para arttirirmis, bos gezdigi gunlerde bu para ile gecinirmis. Sonucta sifira elde var sifir. Ne uzar ne kisalirmis. Istermis ki, devamli calisacagi bir isi olsun, para biriktirsin. söyle kocaman bahceli bir evi olsun. Evin icine yeni esyalar alsin, giyinsin, kusansin. Bayram gunlerinde bile hep ayni elbiseyi giymek zorunda kalmasin.

    ulkesinde hangi sehre gitse bu durumun degismeyecegini dusunmus. cocuklugundan beri bolluk ve refah ulkesi diye adini sikca duydugu Zenginler ulkesi`ne gitmek uzere yollara dusmus. Gunlerce, haftalarca yol yurumus. Sonunda Zenginler ulkesi`ne varmis. Ugradigi ilk köyun girisinde evinin kapisi önune kurdugu cardak altinda oturan bir adama rastlamis. Keloglan adama uzun yoldan geldigini, calismak istedigini, is aradigini söylemis. Adam, Keloglan`a dik dik bakmis ve sinirli bir sekilde sormus: ` Is bulup da ne yapacaksin? `

    Keloglan: ` calisip para kazanirim ` demis.

    Adam otururken birden dizlerinin uzerinde dogruluvermis. Öncekinden daha da sinirli bir sekilde: ` Parayi ne yapacaksin? ` diye sormus. Adamin son sözune Keloglan cok bozulmus. söyle bir yutkunmus. O anda aklina geleni söylese kavgaya neden olacagini dusunup vazgecmis. Sakin bir sekilde: ` Kazandigim para ile temiz elbiseler alirim. Bag-bahce alirim. Ev alirim. Yeni esyalar alirim. Mal sahibi olurum. Para ile baska ne yapilir ki? ` demis.

    Keloglan?in cevabina adam kahkahalarla gulmus. ` Sen cok yasa emi Keloglan` demis. `Yillar var ki, ne agladim ne guldum. Sen beni guldurdun, ben de seni guldureyim. Bak Keloglan, bizim ulkeye Zenginler ulkesi derler. . Bu ulkede para kullanilmaz. Zaten her ihtiyacin karsilanir.

    Burada her sey pek boldur
    Dere akar paldir kuldur
    Elma, armut daldan duser
    cardak altinda uyunur.

    Giysilerim temiz urba
    Dert ve keder yoktur burada
    Ekmek, yemek bedavadir
    Iste lokantamiz surada.

    Karsidaki evde oturan komsu sehre tasindi. Orada sen otur . istersen. Satin alma yok, kira yok. Her ay yeni elbise, ayakkabi dagitiliyor. Gunde uc ögun köy lokantasinda bedava yemek veriliyor. Bahcede meyve agaclari, ceviz agaclari pek boldur. Ye, ic, yat, keyfine bak. `

    Keloglan o gun eve yerlesmis. Durup dururken ev-bark sahibi oluvermis. Adamin cardaginin karsisina kendi de bir cardak kurmus. Aksama kadar yan gelmis yatmis. Aksam yemegine komsusuyla beraber gitmisler. Sofrada yok yokmus. Etli yemekler, kavurmalar, tatlilar, pilavlar, hosaflar cesit cesitmis. Keloglan simdiye kadar böyle bir sofra görmemis. Aksirincaya, tiksirincaya kadar yemis, icmis. Sofra basinda bayginliklar, fenaliklar gecirmis. Keloglan?i zorla sofradan uzaklastirmislar. Evine getirip yatagina yatirmislar. Keloglan o . gece sabaha kadar uyumus. Sabah kahvaltisina yine komsusuyla beraber gitmisler. Balli-börekli, pastali-cörekli kahvalti yapmislar. Sonra evlerine gelip cardak altinda oturmuslar. Öglen oldu haydi yemege, aksam oldu haydi yemege, sonra yatip uyumaya, bu böyle tekduze sekilde aylarca surmus. Keloglan gun gectikce kilo almis, sisman bir oglan olmus. Keloglan adi unutulmus. Köydekiler kendisini sismanoglan diye cagirmaya baslamislar.

    Bir gece evinde uyurken ruya icinde ruya görmus. Her cesit yiyecek ve icecegin bulundugu buyuk bir sofrada kendisini yemek yerken göruyormus. Yemis icmis, yemis icmis, ictikce sismis, sistikce sismis, sonunda boom diye patlamis ve yerlere yayilmis. Bu durumu acima duygusu ile seyreden Keloglan`mis. sismanoglan?a dogru cok sert bir hareketle hizla dönmus. Kaslarini catmis:

    `Iste gördun sismanoglan. Ruya icinde gördugun ruya bitti. simdi ben senin asil ruyanim. Böyle bol bol yiyip bel bel bakinmaya, yan gelip yatmaya devam edersen sonunun ne olacagini anladin. Eskiden sen de benim gibiydin, Keloglan`din. Kuvvetliydin, ceviktin, caliskandin. Ya simdi . su haline bak. Parmagini bile kipirdatmak sana zor geliyor. Sorarim sana aylardir bu Zenginler ulkesi?ndesin. Ne kazandin sanki? Dur, hic bosuna dusunup de yorulma. Cevabini söyleyeyim: Hicbir sey kazanmadin, ayrica sagligini kaybettin. Bana bak sismanoglan. Benim canimi sikma. Ya eski gunlere geri dönersin, ya da her gece ruyalarina girer, bu . sopayla seni döverim ? demis, sopayi kaldirmis ve sismanoglan?a vurmaya baslamis. sismanoglan gördugu korkulu ruyadan feryat ederek uyanmis. Ter icindeymis, her tarafi agriyormus.

    `Aksam yemeginde haddinden fazla pilav yemistim. Bu korkulu ruyayi görmemin sebebi bu herhalde ` demis kendi kendine. Ruyasinda gördukleri hatirina gelmeye baslamis. Sonunda, ruyasindaki Keloglan`in söylediklerinin mutlak dogru olduguna karar vermis. Aciklamasini ise söyle yapmis: Insanin mutlaka calismasi lazim geldigi, calismadan yasamanin tembellik oldugu, tembelligin insani bunalimlara sevk edecegi, bunalimin ortaya cikis biciminin insandan insana degisebilecegini, kendisinde bu durumun bol bol yemek yeme seklinde meydana geldigini ve bunun sonucu olarak sismanladiginin bilincine vardigini, bu zor durumdan . kurtulmanin tek yolunun yeniden calismaya baslamak oldugunu anlamis.

    Bu durumu bir kagida yazip, bu kagidi defalarca okumalarini, yaptiklari yanlisi fark etmelerini rica etmis. Kagidi yataginin uzerine birakmis. Sabah gunes dogarken bir daha dönmemek uzere Zenginler ulkesi`ne veda edip memleketine, evvelce yasadigi sehre dogru yollara dusmus. Eskiden oldugu gibi, caliskan gunlerin yakin oldugunu biliyor, hayalinde tig gibi Keloglan`i görur gibi oluyormus.


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Keloğlan ve Nasreddin Hoca hikayesi ingilizce, İngilizce keloğlanla nasreddin hoca hikayes
  3. Sanayi İnkılabı Hangi Avrupa Ülkesinde Başlamış Ve Nerelere Yayılmıştır
  4. Keloğlan İle İlgili Kompozisyon
  5. Beyaz zambaklar ülkesinde grigory petrov özet
  6. Keloğlan Masalı - Keloğlan ve Kuyudaki Dev
  7. Paylaş Facebook Twitter Google

  8. Misafir Üye





    Sponsorlu Bağlantılar




    LEPİSTES - BETA VE GROMİYE KARŞI

    Okan, on yaşında bir çocuktu. Süs balıklarına meraklıydı. Evlerinde bulunan akvaryumda pek çok türden süs balığı bulunuyordu. Bir gün Okan’ın eline süs balıklarıyla ilgili bir kitap geçti. Bu kitabın bir sayfasında gayet güzel bir balık dikkatini çekti. Balığın resmi altında Beta diye yazıyordu. Diğer süs balıklarına oranla biraz iriceydi. Beta kesinlikle akvaryumdaki balıkların arasına bırakılmaz, akvaryum kenarına tespit edilmiş, yarıya kadar su dolu küçük bir kavanoz içinde bekletilirmiş. Mümkünse ayrı bir akvaryuma konması daha iyi olurmuş.

    O akşam Okan, babasına, Beta’dan bahsetti, kitaptaki resmi gösterdi ve bir Beta’nın akvaryumlarına çok yakışacağını söyledi. Bunun üzerine babası hafta sonunda bir Beta alacağına dair Okan’a söz verdi. Beta’yı aldıktan sonra Okan akvaryumla daha çok ilgilenmeye başladı. Beta, tek başına kuzu gibi duruyordu. Okan da onu seyrediyordu. Akvaryumdaki balıklar kavanozdan uzak geçiyorlardı. Bakışları ürkütücüydü Beta’nın, duygusuzdu, nedensiz kin ve nefret doluydu.

    Beta’nın alınışı bir ay olmuştu ki, Okanlar on beş günlüğüne yazlığa gittiler.Yazlığa gitmeden önce Okan, Beta’ya ve akvaryumdaki balıklara tatil yemlerinden birer tane verdi. Bu tatil yemleri onların on beş günlük besin ihtiyaçlarını karşılardı. Aradan birkaç gün geçince Beta huysuzlaşmaya başladı. Son derece sinirli hareketler yapıyordu. Giderek bu sinirli hareketler sıçrama şeklini aldı. Kavanozdan akvaryuma geçmek istiyordu. Akvaryumdaki balıklar Beta’nın niyetini anlamışlar ve toplu olarak uzak bir köşeye sinmişlerdi. Eğer Beta bu tarafa geçerse korkunç son kaçınılmazdı. Birini bile sağ bırakmazdı Beta,can korkusuydu bunun adı.

    Nihayet beşinci gün Beta amacına ulaştı. Kavanozdan bir sıçrayışta akvaryuma geçti. Beta’nın üzerlerine doğru geldiğini gören balıklar çil yavrusu gibi dağıldılar. Birkaç saniye içinde dört beş balığı hakladı Beta, birkaç dakika sonra otuzdan fazla balık, yarı parçalanmış halde, akvaryumun dibinde cansız yatıyordu. Ertesi gün Beta, zafer kazanmış bir kumandan edasıyla göğsünü germiş, gururla yüzüyordu akvaryumda. O, bütün gece gözünü kırpmamış, son kalan birkaç balığı saklandıkları yerden çıkararak parça parça etmişti. ‘ Oh be, şimdi rahatladım…’ diye düşündü Beta. ‘ Balık malık kalmadı akvaryumda. Onlar yok artık, ben varım, sadece ben…’
    Beta, aniden düşünmeyi bıraktı. Hızla geriye döndü. Minicik bir su kabarcığının akvaryumun yüzeyine doğru yükseldiğini gördü. Az önce duyduğu ses buydu demek. Beta akvaryumun dibindeki küçük bir kayanın kovuğuna bir gözünü yanaştırdı. İşte o zaman akvaryumda yalnız olmadığını gördü. Kovukta bir lepistes vardı ve ona bakıyordu.

    “ Çık oradan dışarı..” diye bağırdı Beta. “ Çık dedim sana oradan, çık dışarı kozumuzu paylaşalım..”

    Lepistes:
    “ Ben şimdi buradayım ve sen istiyorsun diye dışarı çıkacak değilim. Yani senin demenle ben dışarı çıkmam. Kozumuzu paylaşalım diyorsun, ne kozuymuş bu? “
    “ Çık dışarı kapışalım. Kim güçlüyse o galip gelir. “
    “ Ya ben seninle kapışmak istemiyorsam, zorlayabilir misin beni buna?.. “
    “ Pekala da zorlarım. Bir bakıma mecbursun. “
    “ Mecbur muyum? Peki neden? “
    “ Çünkü ben öyle istiyorum. Nerede karşıma bir balık çıksa saldırırım. Ne yapayım, böyle yaratılmışım ben. “
    “ Böyle yaratılmışmış…Daha neler…Bana bak Beta, sen kalbinin sesine değil, aklının sesine kulak ver. O, dürtsün dursun seni, git saldır, git parçala diye. Sen hayır de, karşı çık. O, yine rahat bırakmayacaktır seni. Bu kez de saldırıver, parçalayıver, bir tanecikten ne çıkar diyecektir. Çok şey çıkar Beta, çok şey çıkar.Bir iki derken, tekrar onun her dediğini yapmaya başlarsın, onun oyuncağı olursun, o da seni kurar durur. “

    “ Kalbimdeki o dediğin nedir? Kalbime nasıl girmiş? “
    “ Bak Beta, kalbi olan her canlı dünyaya gelirken kalbinde iki şey bulundurur. Bunlardan biri iyiliği, diğeri kötülüğü emreder. Sen iyi sözler söyler, iyi davranışlar gösterirsen, iyi tarafın artı puan kazanır,gelişir, kötü tarafın ( yani o ) eksi puan alır, küçülür.Hep iyi olursan, kötülük nedir bilmezsen, kalbin iyiliklerle dolar, iyi kalpli, temiz kalpli olursun. Kalbin beyazlaşır, düşündüklerin berraklaşır. “
    “ Kalp beyazlaştı diyelim, bu durumda o yok mu oldu? “
    “ Hayır Beta, o hiçbir zaman yok olmaz. Onu kalpten söküp atmak mümkün değildir. Sadece çok küçülmüştür ve bir büyük beyazlığın kenarında bir küçük kara leke olarak varlığını sürdürür. Fakat devamlı olarak hareket halindedir. Hep dürter seni, yalvarır. ‘ Ne olur şu kadarcık sözden bir şey olmaz, söyleyiver efendi..’ der. İyi taraf karşı çıksa ‘ Hayır efendi, söyleme. Karşındakiyle alay etmiş olursun. Alay etmek büyük günahtır. Büyük günahların affı yoktur. ‘ diyerek, o hemen araya girer. ‘ Efendiciğim, söyleyiver olsun bitsin, deyiver, hadi söyleyiver. ‘Eğer onun sesini duymamazlıktan gelir de, karşındakine kötü bir söz söylemezsen o sana küsmez, bir başka olayda yine seni yanlış yönlendirmek için fırsat kollar. Bir de devamlı olarak yanlış yapıp da yaptıkları yanlışları kabul etmeyenler, doğru olduğunu söyleyenler var. Bunlara tavsiyem şu olacak: Bilgiçlik taslamayın. Önce iyilik nedir, nasıl iyi olunur, iyi biri olmak için gerekenler nelerdir…bunları güzelce bir öğrenin sonra kendi davranışlarınızla kıyaslayın. “

    Lepistes sözlerini tamamlayınca Beta sessizce oradan ayrıldı. Su seviyesinin orta kısmında akvaryumun bir başından, bir başına yavaş yavaş yüzmeye başladı.
    “ Lepistes hep iyi tarafın artı puanından söz etti, giderek, kalbin beyazlaştığından bahsetti. Lepistes iyi bir balıktı ve hep iyilikleri anlattı yani hep kendini anlattı. Devamlı kötülük peşinde koşanların kalplerinin kararacağından, kapkara olacağından hiç söz etmedi yani benden söz etmedi. Korktuğu için değil ama bir kötü sözü ağzına almaktan çekindi ve bana katil balık diyemedi. Lepistes konuşurken susan kalbimdeki o, şimdi bana devamlı olarak ‘ Kovuktaki küçük balık bizden değil, dışarı çıkarsa, aman verme, gagala onu Beta, gagala.. ‘ deyip duruyor. Lepistes kovuktan çıksa, büyük bir ihtimalle, bu çağrıya dayanamazdım. Dur bakayım. Lepistes, kalbinin sesine değil, aklının sesine kulak ver dediydi. Demek ki, benim kalbimde hiç beyazlık yok, hiç iyi taraf kalmamış.Demek ki, benim iyi bir balık olmam artık imkansız.O zaman bu akvaryumu lepistese bırakıp çekip gitmeliyim. Evet, çekip gitmeliyim.”
    Beta “ Affet beni lepistes, affet beni…” diye bağırdıktan sonra akvaryumun dışına sıçradı.

    Günler sonra Okanlar yazlıktan döndüler. Okan, akvaryumun yanına geldiğinde rengarenk, salına salına yüzen lepistesten başka canlı balık kalmadığını üzülerek gördü. Beta, yerde cansız yatıyordu.

    Okan derin üzüntülerle kahrolduğunu hissetti. Dizlerinin üstüne çöktü, kafasını elleri arasına aldı ve bütün kuvvetiyle sıktı. Nasıl bu derece korkunç bir hata yapmıştı. Beta gibi öldürerek yaşayan bir balığı akvaryumun yanına koymuştu. Beta nasıl becerdiyse kavanozdan akvaryuma geçmiş ve balıkların hepsini parçalamıştı. “ Hayır, hepsini değil, yanlış görmediysem sağ kalan bir lepistes var. Beta’ya karşı lepistes…Arada büyük güç farkı var. Üstelik Beta akvaryumun dışında? Neyse, ölü balıklar kokmuş ve zehirli gaz yayıyordur. Lepistes bari ölmesin, onu kurtaracağım.”

    Okan bunları düşündükten sonra ayağa kalktı. Aynı anda Okan’ın anne ve babası odaya girdi. Okan onlara durumu anlattıktan sonra su dolu bir kavanoza lepistesi koydu. Akvaryumu temizledikten sonra, su doldurup ilaçladı. Bir süre bekleyip lepistesi akvaryuma bıraktı. Lepistes sağa - sola bakındı ama hiç balık göremedi. Belli ki koca akvaryumda yalnız başına yaşayacaktı.

    Aradan iki hafta geçti. Bir öğle vakti Okan elindeki su dolu torba içinde sürüyle balıkla odaya girdi. Lepistes yalnızlıktan kurtulacağı için sevindi. Günler birbiri ardına geçip giderken lepistes akvaryumdaki balıklarla güzel arkadaşlıklar kurdu. Hep iyi olaylardan söz etmesi onun sevilmesine neden oldu. Fakat bir gün lepistesin Beta’dan bahsetmesi ve onunla arasında geçenleri anlatması hiç iyi olmadı. Çünkü balıklar arasında bir gromi balığı vardı ve bu hırçın balık lepistesin anlattıklarından hoşlanmamıştı.

    Bir gün Okan ders çalışıyordu. Akvaryumdaki balıklar arasında Okan’ın ne yaptığına dair tartışma çıktı. Kılıç balığı, Okan’ın, kitaptaki harflere bakarak uyumaya çalıştığını, yazarken bir başka günün uyku programını hazırladığını, silerken uykusunu sildiğini söyledi. Japon balığı, Okan’ın kitaba bakarak boyunu uzattığını, yazarken kilo aldığını, silerken kilo verdiğini söyledi.

    Lepistesin fikri ise şöyleydi: Okan kitaba bakarak öğreniyor, yazarken öğrendiklerini yazıyor, silerken yanlış yazdıysa onları siliyordu. En doğrusunu ben biliyorum diyen gromi, Okan’ın kitaba bakarken dudaklarının kıpırdadığını, ağzının oynadığını, bundan dolayı yazdıklarını yediğini, yazarak yiyecek ürettiğini, güzel olmadıysa silerek yok ettiğini söyledi. Balıkların çoğu, kılıç doğru söylüyor, en büyük Japon, var mı gromi gibisi deyip onları alkışlarken kimsecik lepistesten yana çıkmadı. Bilmem nedendir yakın arkadaşları bile lepistesi desteklemedi. Akvaryumdaki balıkların üçe bölünmesi tartışmayı giderek kızıştırdı. Yüksek sesle fikrini açıklayanlar çoğalınca lepistes, bu ortam bana göre değil. Kavgalı, gürültülü yerlerden hoşlanmıyorum, diye düşünerek akvaryumun bir başka köşesine doğru yüzmeye başladı.
    Gromi, lepistesin uzaklaştığını görünce hemen harekete geçti. Günlerdir bu anı beklemişti. Akvaryumu hükmü altına almak, balıkları istediği gibi yönetmek istiyordu. Diğer balıkların içinde karşı çıkacak karakterde balık yoktu. Lepistes öyle değildi. Gerçi dış görünüşünden pek bir şey belli olmuyordu. Sıradan bir balık sayılırdı. Tam işi sertliğe döküp hükümdarlığını ilan edeceği sırada lepistesin Beta olayını anlatması ilk anda canını sıkmıştı, ama iyi olmuştu. Neredeyse baltayı taşa vuracaktı. Daha sonra lepistes ilgi odağı haline gelmiş, devamlı olarak lepistesi göz hapsinde tutmuştu. Gün gelir lepistesi haklardı. Hep bunun için uygun zamanı kollamıştı. İşte o zaman gelmişti. Gromi hakaret dolu cümleler söyleyerek lepistesin üstüne gitti.

    Lepistes, grominin yaptığına bir anlam veremedi. Gromiden yana döndü ve onu beklemeye başladı. Gromi, lepistesin burnunun dibine kadar sokuldu, ama lepistesin korkmamasına çok şaşırdı. Gromi:

    “ Beni bir şeye benzetemedin galiba? “ diye bağırdı.
    “ Sen bir şeye mi benziyorsun? “ dedi lepistes.
    “ Hayır, iki şeye benziyorum. Ne güzel tartışıyorduk, niye kaçıyorsun? “
    “ Tartışma giderek büyüyordu, sonu kavgaydı. “
    “ Kaçtın da kavgadan kurtuldun mu sanki? “
    “ Bak gromi, ben kavgadan korkmam. Ama bana sataşan olursa önce uyarırım. Pişman ve perişan olacağını hatırlatırım. Şimdi seni uyarıyorum. Az önce söylediğin kötü sözler için özür dile. Bu konuyu kapatalım. “
    “ Sen kimsin de benim özür dilememi istiyorsun..” diyen gromi lepistese doğru hamle yaptı. Lepistes ondan böyle bir hamle beklediği için hazırlıksız yakalanmadı ve grominin hızla dönerek savurduğu kuyruğundan kurtulduktan sonra, dişlerini grominin kuyruğuna geçirdi.

    Bunun üzerine daha da hırslanan gromi sağa – sola kuyruğunu sallamasına karşın lepistesten kurtulamadı. Aradan zaman geçtikçe gromi yoruldu ve akvaryumun dibine çöktü. Olayı hayret dolu bakışlarla seyreden Okan oturduğu yerden kalktı ve kuyruğu parçalanmış, yüzemeyecek durumda olan gromiyi akvaryumdan alarak:
    “ Kavgasız günün geçmiyordu. Sataşmadığın balık kalmadıydı. Ne yapacak diyerek hep seni takip ediyordum. Sonunda belanı buldun. Haydi git bahçede yüz “ dedi ve gromiyi pencereden dışarı attı. Bir daha Okan akvaryuma yabancı balık koymadı ve akvaryumdaki balıklar lepistesin önderliğinde gül gibi geçinip gittiler.

    SON


    Serdar Yıldırım



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri akrostiş